|
Panayot ve Hüseyin birbirlerini şahsen tanırlardı ama ailece birbirlerine gidip gelecek samimiyetleri yoktu. Bir gün Orak adası civarlarında balık avlarken birbirlerine "Rasgele" dileklerinde bulundular ve o günkü kısmetlerini beklemeye başladılar. Akşam saatlerine doğru hava birden değişti ve patladı. Geri dönmek için ağlarını topladılar ve Foça'ya hareket ettiler. Ancak ne vardı ki Panayotun sandalı dalgaların sıçrattığı sularla sürüklenmeye başladı. Hüseyin onu görünce çark etti ve yardımına koştu. Panayot'un sandalı Hüseyin'inkine bağladılar ve kazasız belasız Küçükdeniz balıkçılar kahvesine kapağı attılar. Sıcak çaylar içilirken birbirlerine sigara ikramında bulundular. O günden sonra iki can dostu oldular ve aile ziyaretlerine başladılar.
Aradan altı-yedi ay geçtiğinde Panayot, Hüseyin'e eşinin bir çocuk beklediğini anlattı. O gün akşam Hüseyin eşine durumu anlatınca, Hatice de hamile olduğunu söyledi. Çocukların doğumu yaklaşınca heyecan arttı. Niyahet bir gün ara ile ikisininde birer çocuğu oldu. Panayot'un çocuğu Talasa, Hüseyin'in kız çocuğu Deniz adını aldı. Talasa Rum dilinde Deniz anlamına geliyordu. Bu tesadüften etkilenen arkadaşlar Hüseyin'in çocuğunu Migola Talasa-Büyük Deniz, Panayot'un çocuğunu Mikro Talasa-Küçük Deniz diye çağırmaya başladılar.
Aradan yıllar geçti, çocukları büyüdü serpildi ve aralarında gizli bir aşk başladı. Çocuklar, babaları denize çıktığı zamanlarda şimdiki Köprübaşı denen yerde birlikte oturuyorlardı. Burada bir dere akıyor ve orada esmer bir kaya parçası "Karataş" duruyordu. Nihayet bir gün ailelerine birbirlerini sevdiklerini, evlenmek istediklerini söylerler. Bu durum karşısında Panayot ve Hüseyin ne söyleyeceklerini şaşırmışlardı. Çaresiz çocukları nişanladılar.
Talasa geleceğini balıkçılıkta görmüyordu. İzmir'e çalışıp para kazanmaya gitti. Deniz ise onu beklemeye başladı. Aradan yıllar geçti, Talasa dönmedi. Deniz her gün Karataşın üzerine oturur, hayaller kurardı. Bir gün ümitsizlikten hasta olup yatağa düştü ve Büyükdeniz'in ruhu Foçayı terk etti.
O günden sonra Talasa ve Deniz aşkları Foça'da uzun zaman söylendi, dilden dile anlatıldı.Panayot ve Hüseyin Karataşın olduğu yeri düzelttiler. Ortak dilekleri şuydu;Kim ki Makro Petra-Karataşın üzerinden geçerek Foça'ya gelirse, yeri meçhul bu taşa ayak basarsa, Foça'ya olan tutkuları artsın ve Foça'ya kuvvetli bir bağla bağlansınlar.
İşte o gün, bu gün bir çok kişi Foça'ya geldi, gitti ve gönülleri hep Foça'ya yerleşti.
|